Dil / Lang

1430 – 2009 Kurban Organizasyonu

Post

MEC FOUNDATION

1430-2009Vakfımız, bir kurban organizasyonunu daha başarıyla gerçekleştirdi. “Kurban”a özel şuur, idrak ve üslupla gerçekleştirilen dördüncü kurban organizasyonunda da kurban etleri aynı hassasiyetle “sahiplerine” ulaştırıldı.

Avustralya’da kurulan Mahmud Es’ad Coşan Vakfımız dördüncü kurban organizasyonunu tamamladı. 1430/2009 yılı kurban kesimindeki çalışmayla kurban ibadetini layıkıyla ve kolaylıkla yerine getirmek isteyenlere imkan sağlayan vakfımızın hizmetleri her kesimde takdirle karşılandı.

Vakfımız, kurban vekaletlerinin kabulünden, kurbanlıkların seçimi, kesimi, etlerin muhafazası, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması ve vekalet sahiplerinin bilgilendirmesine varıncaya kadar her safhayı kurbanın ruhuna uygun bir anlayış ve titizlikle sürdürdü. Organizasyon sahipliğini vakfımızın üstlendiği kurban etlerinin dağıtımını ise Server Endonezya Vakfı gerçekleştirdi. Kurbanlıkların seçiminden kesimine, etlerin paketlenmesinden ve yardım bölgelerine ulaşmasına kadar her safhada dini hassasiyet kadar, hijyene, teknolojiye, iletişime ve üsluba da dikkat edildi.

Kardeşlik ve paylaşma üzerine bina edilen organizasyon

Yardım edilecekler “kardeş”, yardım şekli ise “paylaşmak” olarak belirlenmişti. Parola da, “Kardeşlerle Paylaşma/Berbagi Untuk Sahabat” idi. “Sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi” yönündeki peygamberi tavsiye benimsenip, “Hiç bir karşılık (teşekkür bile) beklemeden sadece Allah c.c. rızası için yardım etmek, paylaşmak, Allah c.c. sevgisini yaymaya çalışmak“ ilkesiyle hareket edildi.

Kurban etlerinin bir an önce ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması esas alındı. Avustralya’daki kesim işlemleri tamamlanır tamamlanmaz Avustralya’dan yola çıkan kurban etleri, Endonezya’nın Yogyakarta, Bantul, Trimulyo, Blitar, Ngaglik,  Bogor, Jakarta şehirlerinde toplam 23 dağıtım noktasında sahiplerine ulaştırıldı.

Bu organizasyonla dünyanın dört bir köşesine yayılmış, en ücra köşelerde bulunup birbirini “bilme“ imkanı olmayan onbinlerce insan arasında dostluk bağları kuruldu ve kardeşlik duyguları oluştu.

Dağıtımda nelere dikkat edildi

Dağıtım öncesi yerel yönetici ve hakla işbirliği yapılarak ihtiyaç durumuna göre tespit yapıldı. Öncelik senede bir kez bile et yiyememe ihtimali olanlara verildi. Kulların Rablerine teslimiyetlerinin sembolü olan kurban imtihanının sonuçlarından hiç bir ayrım gözetilmeden bölgedeki bütün ihtiyaç sahipleri istifade etti.

Dağıtımın mümkün olduğunca geniş coğrafi kesimleri kapsamasına dikkat edildi. Kırsal kesimlere gidildi, daha once hiç kurban etinin ulaşmadığı ücra köşelere ulaşıldı.

Kurban etleri herhangi bir kuruma veya bölge yöneticisine teslim edilmedi. Masrafları MEC Vakfı tarafından karşılanan organizasyonda vakıf gönüllüsü 150 kişilik ekip görev yaptı. Yardımlar doğrudan sahiplerine teslim edildi. Yaklaşık 20 kişilik medya grubu tarafından da izlenen çalışmalara Endonezya televizyon ve gazeteleri geniş yer verdi.

Endonezyalıların tavrı

Kurban eti dağıtım çalışmaları bölge halkı tarafından büyük bir merak, takdir, sevgi ve ilgi ile karşılandı. Bu ilgide dağıtım esansında gözetilen insani hassasiyetler, kalite, dikkat ve onure edici yaklaşım etkili oldu.

Bu yardımların büyük kısmının Türkiye’den yapılmış olması, temelleri Osmanlılar dönemine uzanan muhabbet duygularının dalgalanmasına ve duygulu anların yaşanmasına vesile oldu.

Dağıtım çalışmasında ana merkez olan Jogyakarta eyaletinin üst düzey yerel yöneticileri ve eyalet sultanı, çalışmalara bizzat katılarak gelişmeleri dikkatle takip ettiler. Organizasyonun büyüklüğünü, hizmetlerin sunumundaki hassasiyet ve üslubu hayranlık ve takdirle karşıladılar. Katkıda bulunan herkese, selam, muhabbet, teşekkür ve dualarının iletilmesini özellikle istediler.

Türkiye’den bir mesaj…

Türkiye’den bir babanın yazdıkları ise oldukça düşündürücüydü. O mesajdan satırbaşları: “Ben, Endonezya neresidir bilmem. Adını bilirim, işitirim, ama oturup aklı başında, analiz değeri taşıyan bir değerlendirme yapabilir miyim? Hayır. Gidebilir miyim? Nasibe inandığımdan “hayır” diyemem, ama zor.

İki oğlum var. Birisinin dört yaşını tamamlamasına 4 ay var, diğeri Kurban’dan dört gün sonra doğdu. Kurban’ın güzel hatıraları anlatılacak tatlı hikayeleri olmasını da önemsiyorum. Yani çocuklarım, Kurban’ı idrak edecek yaşa geldiklerinde, kendilerine özel kurban hatıraları olsun istiyorum. İşte MEC Vakfı benim için çok büyük bir imkan oldu. Oğullarımın kulağına fısıldayacağım, kavramlara, değerlere, coğrafyalara, isimlere, hatıralara kapı araladı. Geçen sene iki buçuk yaşındaki oğlumun kulağına, kendisi için kestiğim kurbanın, nerede kesildiğini, niçin kesildiğini, kimlere yardımcı olduğunu, neden olduğunu, kimler vasıtasıyla olduğunu fısıldadım.  Birbirini takip eden “nedeen, nedeeen, nedeeeen” soruları beni bir hayli bunaltsa da… Hem kendi aramızda, hem bilmediğimiz coğrafyalarda, tanımadığımız insanlarla aramızda, pek de tarif edemeyeceğiz bir hissiyat oluştu. Görmesek de, bilmesek de, seslerini işitmesek de… Bu sene de küçük oğlumun hissiyatına fısıldadım söyleyeceklerimi. Çünkü bayramın hemen akabinde tanışacaktı bu dünya ile… 

Kısacası, organizasyonunuz, işimi kolaylaştırdı, yükümü azalttı, benim ve oğullarımın dünyasını/dünyalarını zenginleştirdi. Yunus’un söyleyişine benzetecek olur isek, “uzak idik yakın olduk, bilmez idik bilir olduk, yabancı idik tanış olduk.” Ne diyebilirim ki?… ”

Rabbimizin rızası için olan çalışmalarımızın artarak devamı dileğiyle…

MEC Vakfı / Avustralya

ORGANİZASYONDAN KARELER